fbpx

Web 3.0 (Dünden Bugüne Web’in Evrimi)

İnsanoğlunun gelişim serüvenindeki en temel yapıtaşlarından biri olan internet, geçmişten günümüzde dek geçirdiği varyasyonlarla şu anki misyonuna ulaşabildi.

Öyle ki, internet ile haşır neşir olmadığını varsaydığımız jenerasyon dahi bugün web dünyasında -en azından bir sosyal medya hesabıyla- dijital bir varlığa sahip.

Covid19 salgınının da temel ihtiyaçlar kapsamında dijitalleşme adına açtığı aralık, insanların Web’e olan güvenini önemli ölçüde arttırdı. Nitekim alışveriş, eğlence ve finans gibi onlarca alanda talep edilen ürün/hizmete tek bir tıkla erişim sağlayabilmek mümkün.

Web 3.0 Nedir

Yıllar geçtikçe ihtiyaçlar değişiyor, ihtiyaçlar değiştikçe de insanlar şekilleniyor. Bu gelişim döngüsünden elbette ki, Web’te nasibini alıyor.

Keza 80’lerin sonunda yalnızca akademik ihtiyaçlar sebebiyle tasarlanmış World Wide Web (WWW), bugün küresel bir amaç için varlığını sürdürüyor.

Milyarlarca insanın hayatında ortak kritik bir nokta olarak yerini alıyor. Bu kritik nokta, Web 3.0 ile daha farklı bir misyona ulaşabilecek.

Öyle bir internet türü düşünün ki, girdiğiniz veriler yalnızca yorumlanmakla kalmayacak. Sesli, yazılı veya görsel olarak ilettiğiniz her veri, kelimenin tam anlamıyla size daha fazla uyarlanabilecek.

Yapay zeka uygulamalarının hüküm süreceği bu yeni anlayışta, algoritmalarla birlikte alaka düzeyi arttırılarak kullanıcı deneyimi neredeyse mükemmel hale gelebilecek.

Kulağa fazla mı ütopik geliyor? Aslında pek değil. Değişimin eşiği haline gelen Web 3.0; birçok uzman tarafından şehir efsanesi değil, yakın gelecekte tanık olabileceğimiz dijital bir dönüm noktası tanımlanıyor. Peki Web kronolojik olarak nasıl ilerledi?

Web Serüveni Nasıl Başladı?

Tarih 1989’un Mart ayını gösteriyordu. Bilimsel gelişmeler her alanda anlamlı bir ivme kaydediyordu. Artık araştırmacılar bilgi paylaşımı konusunda, alışılagelmiş geleneksel metotlardan ziyade, dijitalin önemli bir ihtiyaç olduğunun pekala farkındaydılar. Bu farkındalığı somut ve işlevsel hale getirmek isteyen bilim insanı Tim Berners-Lee, World Wide Web’i tasarladı. Global çapta üniversite ve enstitülerde faaliyet gösteren araştırmacıların bilgi paylaşımı ve iletişim ihtiyacının karşılanmasını amaçladı.

Berners-Lee

90’ların sonuna gelindiğinde, Tim Berners-Lee’nin WWW önermesi resmi bir hale getirilerek geliştirilmeye başlandı. İlk etapta bir NeXT bilgisayarı üzerinden yalnızca birkaç kişinin erişimi mümkündü. Akabinde 1991’in martında Beners-Lee WWW yazılımı yayınlanarak, CERN bilim insanlarına sunuldu. Yalnızca üç ay sonra CERN bünyesinde kullanılan proje, tüm dünyaya yayıldı.

Web 1.0 (1989-2005)

Web 1.0; The Defense Advanced Research Projects Agency (DARPA) (Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı) bünyesinde ortaya çıkarılan ilk internet sürümü olarak tanımlanır. Dijital iletişimin ilk adımı olan Web 1.0, bugünün internet anlayışından oldukça farklı bir noktaydı. Deyim yerindeyse Web 1.0, internetin bir prototipiydi.

Statik Web şeklinde de ifade edilen Web 1.0, etkileşim ve bilgi paylaşımı noktasında oldukça sınırlıydı. Web dünyası, köprüler yardımıyla (HTML belgelerinin birbirine bağlanması) birleştirilen tamamıyla salt okunur nitelikli web sayfalarından oluşuyordu. İstenilen bilgiye ulaşmak oldukça zordu çünkü bilgileri filtreleyecek bir algoritma sistemi söz konusu değildi.

Web 2.0 (2005’ten Bugüne)

Sosyal Web olarak ifade edilen Web 2.0 varyasyonu, adından da anlaşılacağı üzere Web 1.0’ın gelişmiş ve etkileşimli halidir. HTML5, JavaScript ve CSS3 gibi gelişmeler bugün hala aktif bir şekilde kullanılan pek çok sosyal paylaşım platformunun oluşumuna zemin hazırladı. YouTube, Facebook, Wikipedia ve Ekşi Sözlük gibi o zamanların start-up projeleri bugünün sosyal medya devlerine dönüştü.

Mark zuckerberg

Sosyal medya platformlarıyla birlikte, Etiket Bulutu kavramı da Web 2.0’ın getirdiği başka bir gelişim oldu. Etiket Bulutu ile bir konu başlığı; çeşitli blog içeriği, görsel ya da forumlara yapıştırılarak daha geniş kitlelere eriştirilebilir hale geldi.

2005 yılında gerçekleştirilen Web 2.0 konferansında, yeni nesil Web’in çalışma prensipleri ve sağladıklarından şu şekilde söz edildi:

  • Web, bir bilgi deposu misyonunun yanı sıra kullanıcıların etkileşim kurabildikleri bir ortam misyonu.
  • Veriler hiç olmadığı kadar önemli bir boyuta sahip.
  • Açık kaynak kodlu, gelişime açık bir dijital dünya.
  • Yazılım mimarisinin sağladığı olumlu etkiler.
  • Programların benimsenmesi.

Aynı konferansta Web 2.0’ın kullanımı kademelendirilerek, çevrimiçi ve çevrimdışı özelliklerine de değinildi:

  • Kademe Web 2.0 Kullanımı: Yalnızca çevrimiçi olarak kullanılabilen, çevrimdışı iken efektif olmayan siteleri ifade eder. Örneğin; YouTube, Facebook, Wikipedia, Skype ve AdSense.
  • Kademe Web 2.0 Kullanımı: Çevrimdışı olarak da kullanılabilen ancak çevrimiçiyken pek çok avantaj sağlayan kullanımı ifade eder. Örneğin; Flickr.
  • Kademe Web 2.0 Kullanımı: Çevrimdışı olarak kullanılabilen ancak esas özelliklerini çevrimiçi sağlayabilenlerdir. Örneğin; Google Drive ve iTunes.
  • Kademe Web 2.0 Kullanımı: Tamamıyla çevrimdışı da hizmet sağlayan kullanımı ifade eder. Örneğin; Google Maps.

Web 3.0 (Gelecekte)

Web 3.0 Ağ Yağısı

Web 3.0; temelinde ana sunucuya bağlı bulunmayan bir internet yapısını hedefleyerek, kullanıcıların tamamen kendi aralarında etkileşime girdikleri bir etkileşim ağıdır. Bu durumu daha net bir biçimde ifade etmek gerekirse; şu an ki kullandığımız internet ağlarının tamamı, temelinde bir sunucuya bağlı olarak kullanıcıların eylemlerini belirlemektedir.

Türkiye’de ve dünyada en sık kullanılan internet araçları da bu sunucuların bir ürünü olan sosyal medyalardan oluşmaktadır. Web 2.0 yapısında bulunan üreten ve tüketen kullanıcı modelini, maalesef tekelleşmiş sunucu ve ağ sahiplerinin yönetimine bırakması yüzünden büyük bir bürokrasiye bürünmüştü. Fakat Web 3.0 ile birlikte, üreticiler ve tüketiciler arasında bir aracı da kalmayacaktır.

Web 3.0 ayrıca kullanıcılara daha özgür ve daha güvenli bir ağ yapısı da vaat etmektedir. Günümüzde kullandığımız bütün etkileşim yapıları, belirli bir sunucu ya da otoritenin kontrolünde ilerlemektedir. Örnek vermek gerekirse:

  • Whatsapp
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
  • Linkedin
  • Blog Siteleri

Ancak Web 3.0 ile birlikte internetin web tabanlı ağ yapısının tamamen güncelleneceği ve kullanıcıların etkileşim için belirli bir sosyal etkileşim platformuna, firmasına ya da şirketine bağlı kalmasına da gereği kalmayacağı düşünülüyor.

Web 2.0’ın en güçlü tarafı olan bu etkileşim ağı, aslında bu platforma girmek için kullandığımız bilgilerimizin ve harcadığımız zamanın da belirli bir karşılığı olduğunu unutmamızla sonuçlanıyor. Yani her şeyden önemlisi merkezi olmayan bir etkileşim ağı kullanacağız.

Bu da tıpkı kripto paralarla birlikte fiziksel varlıkların kolaylıkla yer değiştirdiği gibi bizim internet üzerinden bilgi paylaşımımızı da oldukça kolaylaştıracak bir güncelleme olacak.

Web 3.0’ın Özellikleri

Temelinde internetin en temel amacı erişilebilirliği arttırmasıdır. Günümüzde kullanım amacı ne kadar genişlerse genişlesin, bu temel amacı asla değişmemiştir.

Gündelik hayatta yaptığımız etkileşimlerden, geleceğimiz için yaptığımız detaylı ve kapsamlı planlara kadar her adımı artık dijital olarak yapabilmemiz mümkün kılınıyor.

Fakat Web 2.0’ın kusurlu yapısının ardından oluşacak bu yeni ağ modelinde, istediğiniz yerde istediğiniz zamanda etkileşim kurabilecek ve özgürlüğü tamamen tadabileceksiniz.

Bundan 20 yıl öncesinde hayatımızda olmayan akıllı cihazlar bugün için nasıl vazgeçilmezimiz ise, bundan 20 yıl sonrasında da Web 3.0’ın bizlere sunacağı cihazlar da hayatımızda bu kadar büyük bir etki bırakacaktır.

Anlamsal ağ yapısı da tam bu noktada dikkat çekmemiz gereken bir konu başlığı. Çünkü Web 3.0, internetin alışılagelmiş bilgi kirliliğinin aksine içerisinde tamamen tutarlı ve referanslı bilgilere yer verebilecek bir ağ yapısı olarak kullanımımıza sunulacak.

Örnek vermek gerekirse; doğru SEO hamleleri yapıldığı taktirde Google üzerinde istediğiniz kirli bilgiyi yaymak ve paylaşmak oldukça kolay.

Bunu sosyal medyalar için de uyarlamak mümkün. Amerika seçimlerinde Facebook’un yaptığı çalışmalar, bugün halen daha tartışma konusu. Fakat doğru referans yapısı ile bilgi paylaşımının mümkün hale gelmesi hem kullanıcıyı hem de üreticiyi daha da ön plana çıkartacaktır. Aracının da ortadan kalkması, bu noktada belirli şirketlerin ekstrem zenginleşmesinin de önüne geçecektir.

Bir diğer önemli nokta da: Yapay Zeka. Günümüzde halen daha tartışmaların odağında olan yapay zeka, Web 3.0’ın ortaya çıkartacağı yeni web dünyasının en temel mihenk taşlarından birisi olacak. Web 2.0’ın sahip olduğu yazılım desteğinin kısıtlı yapısı, Web 3.0’ın sahip olduğu yapay zeka ile birlikte insan etkileşimlerinin önüne geçebilecek.

Geleceğin interneti için son basamak ise uzamsal web ve 3 boyutlu grafikler. Web’in sahip olduğu yapay zeka, anlamsal ağ yapısı ve her yerden etkileşim alanı oluşturabilmesi, bir noktada yeni teknolojik yapıların da habercisi.

Bilim kurgu filmlerinde sıklıkla gördüğümüz 3 boyutlu gözlük ve çeşitli teknolojik alet, farklı dünyalara giriş yapısı ve paralel evrenler, Web 3.0 ile mümkün gündelik hayatımızın bir parçası olmayı başarabilecek.

Bu durum sadece felsefe, oyun ya da eğlence sektörü için değil; E-Ticaret, sağlık ve emlak gibi çeşitli konularda da kullanıma açılacak. Bu sayede evimizde koltuğumuzda uzanırken, erişebileceğimiz yapıların katsayısı her geçen gün katlanarak artacak.

Web 3.0 Erken Uygulamaları

Siri

Web 3.0 için amaç, büyük çaplı bilgi ya da bilgi kaynaklarının derecelendirilerek ya da filtrelenerek kullanıcı için efektif bir forma kazandırmaktır. Bugün erken aşamada halihazırda birçok şirket çalışmalarını Web 3.0 uygulamalarına dönüştürmeye çalışmaktadır. Bu noktada Siri ve Wolfram Alfa uygulamaları, Web 3.0 teknolojilerinin kullandığı iki çalışma olarak örnek gösterilebilir.

Siri

Apple’ın yapay zeka asistanı olarak geliştirilen Siri, ilk defa iPhone 4S modelinde kullanıcılara tanıtıldı. O günden bugüne değin geçen 10 yılda Siri daha akıllı bir hale geldi. Öyle ki, Siri bugün daha komplike komutlara karşılık verebilmekte. Örneğin, “En yakın Starbucks nerede?” ya da “Yarın saat 7’ye alarm kur.” gibi sesli komutları doğru bir şekilde alarak uygulamaya geçebilmektedir.

Wolfram Alfa

Wolfram Alfa, arama motoru mantalitesinde çalışan ancak bunu farklı metotlarda gerçekleştirebilen bir bilgi motoru olarak tanımlanabilir. Alışkın olunan arama motoru çalışma sisteminde, aranan kavrama cevap olarak konuyla en alakalı web sayfaları liste olarak sıralanır. Ancak Wolfram Alfa, bu listeyi kullanıcıya sunmak yerine arama terimlerini hesaplayarak buna uygun bir yanıt verir. Bunun ayrımını yapmak istiyorsanız, Google ve Wolfram Alpha’a “Samsun vs. İstanbul” terimini yazarak aratın.

Google size Samsun vs. İstanbul başlıklı içerikleri sunacak, Wolfram Alfa ise Samsun ve İstanbul ile ilgili verileri sayısal bir biçimde sunacaktır.

Web 3.0 ve Metaverse İlişkisi

Metaverse

Facebook son zamanlarda kendi “Meta” markasına oldukça büyük yatırımlar yapmaya başladı. Ancka ondan öncesinde oyun sektörü çoktan bu pazara giriş yapmış fakat başarılı sonuçları elde edememişti.

Öncelikli olarak Metaverse nedir sorusuna yanıt verecek olursak; belirli bir teknolojik alet aracılığıyla, belirli bir ağ yapısına bağlı 3 boyutlu dijital etkileşim kurabileceğimiz bir platform.

Bu durumu yaygınlaştırarak evren olarak da nitelendirebilmek mümkün, ancak bu kadar büyük bir kelimeyi ben kullanmak için erken olduğunu düşünüyorum.

Metaverse durumunu size çok daha basit anlatmam gerekirse Matrix filmini örnek gösterebilirim. Belirli bir teknolojik alet aracılığıyla insanlar kendilerini farklı yazılımlardan oluşan dünyalarda hissedebiliyorlar, yaşayabiliyorlar ve farklı insanlarla etkileşime geçerek bilgi paylaşımında bulunabiliyorlar.

Metaverse durumu ile ilgili olarak da Facebook son zamanlarda yatırımlarını arttırdı.

Şahsi fikrim bu durumun nedeninin kripto paralara olan rağbetin artmasının ardından ortaya çıkan NFT kültürü ve Web 3.0’ın artık ufukta gözüküyor olmasına delalet olduğu yönünde. Ancak zaman ne gösterir ve yeni teknolojik aletler ne zaman gündelik hayatımızın bir parçası olur, bunu yanıtlamak halen daha çok zor.

Web 3.0 ve Metaverse’ün Ortak Paydası Nedir?

Web 3.0 ve Metaverse kavramları bugün, meraklıları adına kafa karıştırıcı bir boyuttadır. Bu iki kavramda temelinde, internetin geleceğine benzer atıflarda bulunur.

Blockchain’in getirdiği pek çok gelişimle beraber, Metaverse ve Web 3.0 aynı ortak paydada yer almaktadır. Gelen her yeni blok zinciri; Metaverse projesi kapsamındaki ürünlere destek sağlayacak ve Web 3.0 düzenine entegre edilmesini sağlayacaktır.

Bir diğer ortak payda ise kuşkusuz ki; sosyal medya, oyun ve kripto piyasası ile ilgilidir. Metaverse’ün uygulama yaklaşımına göre merkezi ya da merkezi olmayan biçimde değerlendirebilir. Eğer merkezi yaklaşım tercih edilirse, Metaverse Web 2.0’ın dijital gerçekliği haline gelecektir. Tam tersi bir yaklaşım benimsenerek merkezileştirilmezse de, Metaverse Web 3.0’a dayandırılmış olacaktır.

Her halükarda Metaverse ve Web 3.0 benzer misyonu; kültür, sanat, ekonomi ve eğlence gibi alanları dijital anlamda geliştirmek ve insanlık adına ileriye taşımaktadır.

Web 3.0 ve Metaverse Arasındaki Farklılıklar Nelerdir?

Teknolojik yeniliklerle birlikte, insanların içeriklerle etkileşime girme metotları da büyük oranda değişiklik gösterecek. Öyle ki, mobil uygulamalar üzerinden ya da masaüstünden web sayfalarından 2 boyutlu olarak etkileşime girmek tarihe karışacak. Çünkü, bu verileri artık 3 boyutlu nesnelere dönüştürebilmek mümkün hale gelecek. Nasıl mı? Bunun yanıtını kısa bir hikaye ile ifade edebilirim.

Bir giyim mağazasını ziyaret ettiğinizi hayal edin. 3 boyutlu nesnelerin dönüşümünün ardından, bir çevrimiçi bir ziyaretçi olarak karakter olarak yer alacaksınız. Web sitesinin yerini de 3 boyutlu bir alışveriş merkezi yerini alacak. Bu evrende alışveriş yaparken sayfaları çevirmek yerine, sanal binada gerçekçi bir şekilde dolaşabileceksiniz. Bir sonraki seviyede ise, bu deneyiminize hislerinizi de katabileceksiniz.

Kulağa bir bilim-kurgu senaryosu gibi geldiğinin farkındayım ancak bu uzmanların geleceğe dair öngörüsü. Metaverse ile kullanıcılar bir sanal alemden diğerine geçiş yapabilecek, Web 3.0 ile birlikte de kullanıcılar dijital varlıklarını kontrol edebilecek.

Web 3.0

İnternet için geliştirilmiş bir teknoloji.

Gelişiminde Deep Learning’i baz alır.

Teknolojinin yegane amacı, her türden veriye kullanıcıların kolay bir şekilde ulaşmasını amaçlar. Bunun yanı sıra; güvenlik, fonksiyonellik ve sürdürülebilirlik ilkelerini de efektif bir şekilde sunmayı amaçlar.

Metaverse

Arttırılmış sanal gerçeklikle birlikte çevrimiçi ve çevrimdışı ortamları birbirine bağlamayı amaç edinen bir teknoloji.

Teknolojinin yegane amacı, kullanıcıyı sanal dünyaya dahil edebilmektir.

Web 3.0 Neden Önemli?

Günümüzde tekellik, diktatörlük ve otokrasi sadece siyasi kelimeler olmaktan çıkıp, çeşitli şirketlerin dijital alanda kurdukları hegemonyayı da nitelendirmek için kullanılır hale geldi.

Yurtdışında yaşayan bir akrabamız varsa ve onunla görüntülü görüşmek istiyorsak maalesef sadece birkaç tane seçeneğimiz var (Whatsapp, Telegram, Skype ya da Facebook).

İşin sosyalleşme ve etkileşim alanlarında da benzer tekelliklerin hayatımızın bir parçası haline gelmesi, artık dijital alanda da politik esaretlerin sürdürülebilmesini mümkün kılmaktadır.

Belirli bir sanat eserini ya da belirli bir içerik üreticisinin oluşturduğu yapıyı takip etmek ya da ödüllendirmek istediğimizde, maalesef arada olan aracı kuruma da sürekli ödeme yapmak durumunda kalıyoruz.

Bu durumu içerik üreticilerinin perspektifinden değerlendirdiğimizde de gelirimizi sürekli dağıtmak ve paylaşmak zorunda olduğumuz gerçeği ortaya çıkıyor. Tıpkı devletlerde bulunan gelir vergisi gibi.

Web 3.0, bu tür durumların önüne geçerek kullanıcı ve üretici arasında doğrudan etkileşimi kolaylaştırarak, tekelleşmiş yapıların önüne geçmesi hedeflenen bir dijital evrim olması bekleniyor.

Bunun ne kadar mümkün olacağını zaman içerisinde hep birlikte değerlendireceğiz. Ancak dijitalin sadece pandemi döneminde bile bizlere sağladığı katkı değerlendirildiğinde,

Web 3.0 ile birlikte yeni bir dünya düzeninin oluşacağını söylemek yanlış olmaz. Hayatımızın her alanında kendine yer bulmayı başaran dijital dünya etkileşimlerini artık daha güvenli ve daha sağlıklı yapmak mümkün kılınacak.

Bununla ilgili sizi en iyi yönlendirebileceğim bir diğer içerik Barış Özcan’ın yayınlamış olduğu içerik olacaktır, aşağıda bulunan video adım adım süreci size özetlemektedir.

Blockchain’in Web 3.0’daki Yeri

Blockchain yani blok zincirleri, bilgi depolayan alanları ifade eder. Blockchain kapsamında bilgiler güvenli, kalıcı ve çevrimiçi bir şekilde kolayca depolanabilmektedir. Hatta bu güveni sağlayan Blockchain ile kripto para pazarı da gelişim göstererek önemli bir noktaya gelmiştir.
Aslında Blockchain, Web 3.0’ın temeline hizmet eden bir kavramdır. Öyle ki, Blockchain gelişim göstermeseydi, bugün Web 3.0’dan bahsedebilmemiz mümkün olmazdı. Gelecekte Web 3.0 ve Blockchain’in işbirliği, kullanıcılar adına daha güvenli ve gizli bir internet deneyimi ve tabii kripto para ticareti imkanı sunabilecek.

Web 3.0’ın NFT’deki Yeri

Geçmişte Web 1.0 ve Web 2.0; kullanıcıların internetteki bilgiye erişim sağlayabilmesi ve kullanıcıların birbirleriyle etkileşimde bulunabilmesini amaçlamıştı.

Muazzam bir büyüme gösteren Web dünyası, günümüzde artık güvenlik problemlerleriyle daha sık anılır hale getirdi. Sistemin işleyişini bozma riski taşıyan bu büyüme, yeni bir gelişime ihtiyaç duyulduğunun habercisi. Bu noktada Web 3.0, kripto para, NFT gibi değer verilen pek çok kavramın güvende olmasını vaat etmektedir.

Bugün NFT’lerin gelişimi, sanatçı ve yetenekli girişimcilerin çalışmalarını tokenlaştırılmış bir forma büründürmesinin yanı sıra, Blockchain’in vaatlerinden biri olan demokratikleşme sürecini de hızlandırdı.

NFT kısaca belirli bir sanatçı ya da zanaatkarın oluşturduğu dijital bir eserin sahip olduğu kimliğe verilen isimdir. Bu kimliği satın almak ve bunun üzerinden telif oluşturmak, geleceğin en büyük gelir kaynaklarından biri olacağı düşünülüyor.

Örnek vermek gerekirse Cüneyt Özdemir attığı bir Twit’in NFT’sini oluşturarak, bunu 10.000$ satmayı başardı. Bu tür durumların gelecekte oluşacak Web 3.0 teknolojisi ile birlikte daha da yaygınlaşması bekleniyor.

Örneğin günümüzde yazdığınız bir blog yazısından gelir elde etmek için çeşitli ara platformlara üye olmak zorundasınız. Bu noktada Web 3.0, aracıları ortadan kaldırarak, doğrudan içeriği üreten kişinin, kullanıcı ile etkileşime geçmesine olanak sağlayarak, gelir dağılımındaki komisyonu ortadan kaldırmaktadır.

Bu durumun sinema, televizyon, müzik, görsel ve yazılı sanatlarda daha da yaygınlaşarak, kullanıcıların deneyimini iyileştireceği öngörülüyor.

Web 3.0 Coin Projeleri Nelerdir?

Facebook’un Metaverse projesinin ardından, Web 3.0 coinleri de gündemde yerini aldı. Bunun en temel sebebi de kuşkusuz ki, Web 3.0 tokenlarının iyi bir performans sergilemesiydi. Nitekim bu coinlerin arka planında yatan işleyiş diğerlerine göre oldukça farklı.

Örnek vermek gerekirse; The Graph ve Filecoin projelerinde sağlanan depolama hizmetleri merkezi olmayan nitelikte sunulmaktadır. Ya da Helium projesinde veriler kapsama alanlarıyla aktarılmaktadır.

Şimdi, güncel olarak en fazla piyasa değerine sahip ilk 5 Web 3.0 coin projesinden söz edeceğim.

Chainlink; temelinde merkezi olmayan dijital bir ağ bir sistemidir. LINK para birimi çevresinde şekillenir. Sağladığı ödeme yöntemleriyle birlikte güvenli bir etkileşim imkanı sunar. Bunun yanı sıra akıllı sözleşmelerle Blockchain kapsamındaki verilerle ağ dışındaki veriler bağlanmasını da sağlar.

Theta Network; video yayınlarına istinaden oluşturulan bir projedir. Merkezi olmayan bir dijital ağ sistemi olup, Blockchain kapsamında çalışmaktadır. Proje işlevi ise, videoların ziyaretçiler tarafından izlenmesi ve senkronize olarak aynı videoları izleyen diğer ziyaretçilerin videoları gönderebilmesi için token elde etmesine imkan tanımaktadır.

Filecoin projesi de, bahsettiğim diğer projelerde olduğu gibi merkezi olmayan bir sistem altyapısına sahiptir. Filecoin’in proje misyonu ise “insanlığa dair en elzem bilgilerin” depo edilmesidir.

The Graph projesi de, Web 3.0 kapsamında Ethereum ve IPFS ağlarının sorgulanmasını sağlayan bir indeksleme protokolü olarak faaliyete geçmiştir.

Helium; Blockchain kapsamında desteklenip, merkezi olmayan bir dijital ağ sistemini ifade eder. Projenin amacı ise, IoT yani Nesnelerin İnternetinde kullanılan cihazların fonksiyonlarını geliştirmektir.

Semantik Web (Anlamsal Ağ) Nedir?

Semantik Web diğer bir deyişle anlamsal ağ, global çapta yer alan bilgilerin tamamını tek bir çatı altında toplamayı misyon edinen ve bu süreçte yönetimin Web üzerinden gerçekleştirilmesini sağlayan uygulamadır. Anlamsal ağ kapsamında Web içerisinde bulunan tüm veriler açıklamalarıyla beraber ilişkilendirilmektedir. Bu noktada yönetim için gerekli olan yegane unsur, meta dataların bir araya getirilerek veritabanı oluşturularak karmaşık sorgularla alaka düzeyi en yüksek bilgilere ulaşılabilmesidir.

Semantik Web’in işlevi en basit tabirle; ilgili verinin anlam düzeyini artırarak, etkileşim ve İnternetteki mevcut iş şeklini değiştirmektedir. Web 3.0’in etkisini de işin içine katmak gerekirse, şu anda arama motoruna anahtar kelimeleri yazarak kendimizi ifade etmekteyiz. Ancak ilerleyen zamanlarda deyim yerindeyse, daha spesifik ifadelerle istediğimizi arama motoruna anlatabileceğiz.

Örneğin, “Çalışmamda kullanacağım görselin arka planını Photoshop üzerinden nasıl değiştirebileceğimi anlatan bir video içeriği arıyorum.” şeklinde yaptığınız bir aramada İnternetteki veritabanı taranarak, aramanız spesifik olarak sizin için düzenlenecektir. Semantik Web ve Web 3.0’ın işbirliğiyle, arama motorunda “robotik” işleyişin devri son bulup, yerine “insansı” bir işleyişle arama sonuçları karşınıza gelecektir.

Web 3.0; bugünü değil yarını garantiye alan bir dijital yapıyı vaat ediyor. Hem sahip olduğu güvenlik önlemleri hem de gelir dağılımında oluşacak haksız rekabeti ortadan kaldırmasıyla, içerik üreten zanaat ve sanatçıları daha fazla ön plana almayı başarabiliyor. Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi için; Barış Özcan’ın YouTube üzerinden yayınladığı Web 3.0 ve Metaverse videolarına göz atabilirsiniz.

Bir milenyum çocuğu olarak şahsi kanaatim, gelecek olan yeni yapının hepimiz için büyük bir etkileşim havuzu oluşturacağı yönünde. Dijitale daha önce yatırım yapmadıysanız ve bu alanda gelişim planlıyorsanız, siz de dijitalleşme eğitimlerime göz atabilirsiniz.

 

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kamil Keles Instagram
Instagram Hesabımı Takip Et, Yeni İçerikleri Kaçırma!
Takip Et
Yeni İçerikleri Kaçırma!
Takip Et